Gösterim: 9
Üniversitemizde "Yapay Zekâ ve İnsan Ruhsallığı" Konferansı Düzenlendi
Üniversitemizde, dijitalleşen dünyada yapay zekânın insan psikolojisine, sosyal ilişkilerine ve kimlik inşasına etkilerinin ele alındığı kapsamlı bir konferans gerçekleştirildi. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuz ile Sosyal Sorumluluk ve Gönüllülük Koordinatörlüğümüz iş birliğinde düzenlenen "Yapay Zekâ ve İnsan Ruhsallığı: Dijital Çağda Benlik, İlişki ve Yalnızlık" başlıklı etkinlik, çevrim içi platform üzerinden akademik personelimiz ve öğrencilerimizin yoğun katılımıyla yapıldı.
Konferansın moderatörlüğünü Sosyal Sorumluluk ve Gönüllülük Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Nesrin Demir üstlendi. Açılışın ardından programın davetli konuşmacısı Klinik Psikolog Psk. Ayşegül Durmuş, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; insan zihninin ilişki kurma ihtiyacına dijital bir yanıt olarak hayatımızda yer edindiğini vurgulayan detaylı bir sunum gerçekleştirdi.
Psk. Ayşegül Durmuş, insanların boşluk sevmeyen bir zihin yapısına sahip olduğunu belirterek, yapay zekâya koşulsuz kabul gösteren bir anne, yargılamayan bir arkadaş veya bir terapist gibi çeşitli roller atfedilebildiğine dikkat çekti. Gerçek ilişkilerin barındırdığı çatışma ve kaybetme riskine karşılık, yapay zekânın bireylere daha güvenli, kontrollü ve "terk etmeyen" bir alan sunduğunu ifade eden Durmuş, bu durumun insanın reddedilme korkusunu hafifleten bir geçiş alanı yarattığını aktardı.
Sunumda ayrıca, algoritmaların ve "beğeni ekonomisinin" günümüzde bireylerin onay mekanizmalarını nasıl şekillendirdiği ele alındı. Psk. Durmuş, dijital ortamlarda oluşturulan ve sürekli güncellenen "dijital benlik" kavramının bir onay ihtiyacı doğurduğunu ve bunun "dijital narsizme" zemin hazırlayabileceğini belirtti. İdealize edilmiş bu dijital imajların, bireyleri gerçek benliklerinden ve ilişkilerinden uzaklaştırarak yalnızlık, kaygı ve depresyon riskini artırabileceği ifade edildi. Konferansta ek olarak, yapay zekânın psikoterapi süreçlerine potansiyel etkileri, süreç takibinde sağladığı faydalar ve duygusal karşılıklılıktan yoksun olması gibi temel etik sınırlılıkları katılımcılarla paylaşıldı.
Programda, teknolojiyi yönlendiren değerlerin insana ait olduğu ve yapay zekânın insanın rakibi değil, insan odaklı bir iş birlikçisi olarak konumlandırılması gerektiği değerlendirildi. Psk. Durmuş, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin "anlaşılmak, kabul görmek ve bağ kurmak" gibi temel insani ihtiyaçların baki kalacağını belirterek; dijital çağda düşünmenin, hissetmenin ve insan kalmanın önemini vurguladı.
Sunumun ardından gelen soruların yanıtlandığı etkinlik, iyi dilekler ve teşekkür mesajlarının ardından sona erdi.